Diz

Öncelikle hepinize eksik olmayan desteğinizden dolayı teşekkür etmek istiyorum. Size kalsa boynuzlanmış (Ebru), bacağı kesilmiş (Hakan), ölmüş (Dilara) ve bir daha dansedemez hale gelmiştim (Ezgi). Lakin bu gece doktor sadece dizlik giymemin yeteceğini belirtti.

Altı hafta öncesine dönelim. “Olm spor yapak la eridi gitti vücut” diyerek bir cumartesi akşamı yarı boş yurdu galeyana getirip asfalt basket sahasına götüren bir Berk görüyoruz. Adam azlığından koca sahada “Tek Vuruş” adında götten uydurulmuş bir oyun icat ediliyor ve ısınmadan durmadan şut çekiliyor. Ekol olarak Tsubasa yerine Benjamin’i benimseyen Berk yarım vole vurmayı denerken bir kıtırtı duyar. Sol diz kısmında bir ayrılık acısı falan. Gözleri karar bunun. Üç saniye sonra ayıldığımda yerdeydim ve herkes bana gülüyordu. Bense yıldızlara bakıyorum.

Kantindeki nugget ve şinitzel dolu algida dolabından çıkarılan karlarla ilk tedavimi yaptırdım. Üstüne basmadıkça acımıyordu zaten. Odama dönüp soyunduğumda sol dizim bir tenis topuyla ilişki içerisindeydi.

Sonraki günlerde yürüyemedim. Ama bu hareket kabiliyetimi kısıtlamadı. Servis motorunu kullanarak kendimi kantin ve yurda bıraktırıyor, sosyal yaşantımdan taviz vermiyordum. Yatak hapsi ve kas gevşeticiler sayesinde zor da olsa yürümeye başladım. Buradan bana destek olsun diye ucu olmayan süpürge sapını baston niyetine hizmetime adayan yurt görevlilerine teşekkürü borç bilirim.

Etrafta sopayla yürümem tabi ki merak oluşturuyordu ve o günler en çok duyduğum cümle doktora git oldu. Ama ben doktordan haz etmez ve hastaneye gitmez bir kişiliktim. Üzerimdeki baskı artıyordu. Dayandım. Böyle böyle zaman geçti.

İyileştim de.

İstanbula geldiğimde ise ilerde götüme girmesin diye bir kontrole gideyim dedim. Doktor menisküs travmasına benzediğini ve kapalı ameliyat olabileceğimi söyledi. İnandım hemen. MRI istedi çektirdim. Bu gece ise olay sonlandı.

Komik bir şeyler söyleyecektim ama hikaye bitti lan.

Short URL for this post: http://tmblr.co/Z99fbyVsVWq