Yıkım Üstüne Yıkım
Tanıyanlar bilir derslere gitmediğimi. Artık tanımayanlar da biliyor.
Sabah saat on sularında uykumdan taviz vererek katıldığım vizeye yine beş dakika geç giriş yaptım ve hoca yanıma yaklaştı.
“Sen katılmıyor musun artık derslere?” sorusuna kibarca yok hocam dedim.
“Yoklama alıyoruz ama.” cevabını “Kaldım mı? sorusuyla karşıladım.
Dirseklerindeki 135 derece açı, ellerinin açık olması ve “:(” şeklindeki yüzü vücut okuma uzmanı olan bana kararının kesin olmadığını anlatıyordu.
“Çıkayım mı o zaman hocam sınavdan?” diye de blöfü bastım. Yine aynı moda girdi.
“Kalayım o zaman?” dedğimdeyse yine aynı şekle bürünerek bana duygusal gelgitlerin en büyüğünü yaşatırken aklıma vizenin yüzde 15, ödevin ise yüzde 25 olduğu geldi.
“Ödevleri verdiniz mi siz?” soruma ise, ödevlerin çoktan dağıtıldığı, grupların kurulduğu ve sunum yapılacağına benzer kısa bir demeçle cevap verdi.
Sıkınıtı olmadığını, bunun bir şanssızlık olduğunu ve ilerdeki mücadelelere bakacağımı belirterek sınava devam ederken kendisi kürsüde yerini alıp ilk otuz sorunun 90 puan olduğunu, son sorunun ise 10 puan olduğunu açıkladı.
Ve o son, herkesin garanti yapacağı soru neydi biliyor musunuz?
Aşağıdaki kutucuklara ödev konunuzu ve sunum yapacağınız arkadaşlarınızı yazın.
Gözyaşlarım çoktan seçmeli sınav kağıdını benek benek yaparken bir kez daha okulu bırakma planları yapıp olay yerinden ayrıldım.