asker

Anonymous asked: AĞZINA SIÇIYIM SENİ HİÇ GÖRMEDİM AMA SENDEN HOŞLANIYOM GALİBA UF.

Tanısan sevmezsin.

Değişik Ekmek Alma Hastalığı

Değişik ekmek alma hastalığı; değişik ekmek alma hastalığı çok kötü bir şeydir. Değişik ekmek almak zararlıdır. Değişik ekmek almamalıyız. Değişik ekmek alanları uyarmalıyız.

Değişik ekmek nedir; beyaz ekmek olmayan ekmek değişik ekmektir.

Değişik ekmek alma hastalığına yakalanma riski olan kişiler; şehirli, orta sınıf, elli yaş üstü.

Değişik ekmek alma hastalığının semptomları; başlangıç ve yayılış aşamasında “farklı peynir tatma hastalığı” ile paralel özellikler göstermesi karışıklıklara yol açabilir

Değişik ekmek alma hastalığının zararları; yirmi küsür yıl beyaz ekmek ile büyüttüğünüz bebeler aç kalır, psikolojileri bozulur.

Hepinize İyi Seneler Dilerken

Sözlerime burada son veriyorum.

Twitter ödülleri dağıtacaktım twitter patladı.

Bu yılbaşında evdeyim. Ilık tuvaletimizde tetris oynayarak girmek istiyorum.

Bilakis bundan önceki yılbaşı olaylarını gurbette geçirmiştim.

Gerçi pazartesi finalim var amk.

Eğer siz de gurbetteyseniz… Yalnızsanız… Bu hediyeyi size bırakmayı kendime görev bilirim.

http://pisherifler.tumblr.com/

Kafalar yaşansın.

Daha Kötüsü de Olabilirdi

Köpekli olayı hatırlayan varsa başıma gelen kötü şeyleri sezebildiğim durumlar onlara yabancı gelmeyecektir. Gerçi bu sezgi değil. Olasılık hesabı. İstatistik. Ben her türlü kötü sonu düşündüğüm için, bir kısmı da gerçeğe dönüştüğü için, özel bir durum yok. Mesela son günlerde başım döndüğü için orta kulak iltihabı olabileceğimden şüpheleniyorum.

Orta kulak iltihabınının ne olduğu hakkındaysa hiçbir fikrim yok.

Gece arkadaşla evlere dağılıyoruz. Bana ortak bir tanıdığın ödünç aldığı Behzat Ç. kitabını geri getirmiş.

"Oğlum elimde bu kitapla yürüyorum. Saç sakal da birbirine karışmış. Tip Behzat Ç., elde var Behzat Ç.. Polis çevirse kitabı görse taşak oğlanı olacağız. Artık "Ben oldum cinayet!" diye bağırırım."

Yol ayrımına geldik. Hoşçakallar.

On saniye sonra polis otosu yanaştı… Arama yedim.

Falan.

Kitabı görmediler.

Berbere uğrama zamanı geldiğini polis aramalarıyla farkeden bir insanım.

Rızkına Coşanlar

Sana emesenden o mühim soruyu sorduktan sonra, ki kendimi buna çok hazırlamıştım ve bu hazırlık beni oldukça yıpratmıştı, cevabı bekleyecek ne sabrım, ne gücüm ne de cesaretim kalmıştı.

Ve internetin başından kalkıp kaçtım. Evet bildiğin kaçtım. İlk başta odanın dışına, ekranı göremeyeceğim açıya sahip bir yere doğru kaçtım. Çünkü o an gelecek ekrandaydı ve ben gelecekten korkan bir insanım. Ama bir kez odadan çıktığımda her şey için çok geçti. Antredeki ayakkabı dolabına çarpmamak gayretiyle sergilediğim ceylanlık, kanıma doluşan adrenalin, o konsantre kaçış hali bir kez benliğimi benden almıştı bile. Evin kapısını çarpıp çıkarken kapıyı kitlemeyi düşünmedim bile. Hırsız girerse girsindi. Hatta şansım yaver giderse o çok korktuğum geleceğimi, yani dizüstü bilgisayarımın ekranında gözükecek, muhtemelen senin o an yazmakta olduğun yanıtı da yanında götürebilirdi.

Apartman kapısı, kaç kere aksi tembih edildiği halde, açık bırakıldığı için, orada fazla sorun yaşamadım. Caddenin karşına doğru yeltendim. Üstümde promosyon tişört, şort pijama altım, farkında olmadan giydiğim on senelik spor ayakkabılarım. Tam karşıya geçecekken kırmızı ışık yandı. Kendi etrafımda bir tur atıp minibüs caddesine doğru istikametimi belirledim. Bir elimde anahtarlar. Diğerinde sigara çakmak. Evden ne koşulda çıkarsam çıkayım bunları unutmazdım. Telefonu o kadar önemli değildi, o an kaçmakta olan bana. Zaten pili azdı ve yeni şarja takmıştım.

Koşuyordum. Koşarken de durmadan sigara yakıyordum. Pakette altı dal vardı. Üçünü içtim Kadıköy tarafına yardırırken. Hala koşuyordum. Nefes kalmamıştı. Kalp bitmişti. Ölecek gibiydim. Ama geri dönemezdim. Daha hazır değildim.

İşte o an farkına vardım. Paketteki üç dalı içtiysem, geriye üç dal kalmıştı. Dolayısıyla bir bu kadar daha koşabilirdim sigara içerek. Üniversite civarında olan ben ya geri dönecektim, ya da ileriye gidecektim arkama bakmadan.

AMA BU AMINA KODUĞUMUN BLUE ICE MALBUŞU GALAKSİDE SADECE BİZİM EVİN ALTINDAKİ BAKKALDA SATILIYORDU. Ve ben başka sigara içemiyordum artık :(

Dertlere tasalara bıçak çekip geri koştum, eve. Üç sigara da öyle gitti. Yeni paket aldım. Kan ter içindeydim ama değmişti. Ne zamandır spor yapmıyordum. Bütün enerjim bitmiş, ne korku kalmıştı geriye, ne sıkıntı. Önce bi su içtim. Sonra su-sigara artçılı kakam geldi onu yaptım. İşim bitince geçtim bilgisayarın başına.

Ekran uzayın boşluğu kadar karanlıktı.

Telefonu şarja takarken dizüstünün fişini çıkarmışım amk :(

Niche Yiğitler Yere Serilir

Modern toplumlarda güzel kız gören bir nerd ve iç dünyasına yakın bakış:

Vay.

Vayy.

VAY!

NELER!

NELER.JPG

NELER.MP3

NELER.MP4

NELER.MP5

MP5

Counter Strike.

Üçün biri.

Üçün birini aldık yine.

Eve gidince osbir çekeyim.

Mektanıs

25 yıl önce, mektanıs ülkemize ilk geldiğinde, insanlar kapısında kuyruk oluşturmuş. Kürklü ablalar, takım elbiseli abiler böyle. Küçük bir kavram karmaşası yüzünden ortaya çıkan bu tablo. Duyulan saygı.

Binlerce yıl önceyse insanlar kürklü doğuyormuş. Dünyaya ilk geldiklerinde. Maymun gibin, goril gibin birşeylermiş o zaman insanlar. Dik duramazlarmış. Saygıdan.

Şaka şaka. Hava çok soğukmuş o zamanlar.

Burnum kanıyo

Gerekenden bir tane fazla komplo teorisi okudum sanırım. Artık kafam almıyor, burnumdan kan geliyor düşünürken.

Dünyayı düşünüyorum.

Ne kadar çifte standartlı olduğunu. Daha doğrusu iki yüzlü. Bu düşünceleri tetikleyenler etrafımızda gördüğümüz günlük olaylardı ilk başta. Yöresel ve evrensel. Hani hiç farkına varmadığımız. Başka yerden bakınca ürkütücü olanlar. Hiç oradan bakmak istemediklerimiz.

Arkadaşlar. “A”nın, “A” olmasının sebebi, bizim ona “A” dememiz. Hepimiz anlaşıp “A”yı yok sayarsak, “A” yok olur. İnananı kalmayan bir tanrı gibi. Yine de bu “A”nın eskiden var olduğu gerçeğini değiştirmez. Tek fark artık o gerçeğe varılma gereksinimine ihtiyaç kalmamasıdır.

Küçük dünyasında yaşayan, elitist piçleriz hepimiz. Bana bakın mesela, bu yazıyı tumblr’a yazıyorum. Tumblr ne amk? Ne zaman girdi hayatımıza?

Müziklerimizi özenle seçeriz. Ve filmlerimizi. Ve kitaplarımızı. Onlar bizim kim olduğumuzu ifade ediyor çünkü. Biz telefonumuzda apaçi marşı çalmayan insanlarız. Takım elbisenin altına beyaz çorap giyemeyenleriz. Hobilerimiz çok klas ve bizi diğer insanlardan ayırıyor. Kendi dünyamızı yarattık. Ve mutluyuz. Siyaset? “AKP’ye oyum gitmesin diye CHP’ye verdim.” Aferin yarrağım. Bugün üniversite öğrencisi /mevzunu bir insanın siyasi görüşünün özeti budur. Peki bu noktaya nasıl geldik?

Kafam çok dağınık. Yazının da belli bir amacı yok. Oradan oraya atlıyorum. Hoşunuza gittiyse devam edin. Gitmediyse inanılmaz bir aydınlanma noktasına bağlanmayacağına emin olabilirsiniz.

Ben diyorum ki, olay taraf ya da taraftar olmakta. Hani şimdi insanlar, ne yazık ki doğal olarak, bir topluluk içinde yaşama arayışında ya. Büyük şehirlerin çok kültürlü yapısını da hesaba katalım. Sizin içinde yaşamak isteyeceğiniz topluluk daha da özelleşiyor böylece. Sizin gibi insanlarla yaşamak istiyorsunuz. Ya da olmak istediğiniz gibi insanlarla. Bu dürtüsel bir şey aslında. Bilinçaltınızda yatan.

Peki bunu nasıl sağlarsınız?

Onların yaptıklarını yaparak. Gittikleri yerlere giderek. Söylediklerini benimseyerek.

İnanın bana, bu dünyada Radiohead dinleyen ilk insan siz değilsiniz. Kesin Thom Yorke falandır ehehe. Dolayısıyla ben zaten bu müziği kendim dinliyordum sonra başka dinleyen insanlarla tanıştım demeniz abes olur. İnternette onlarca hesabımız olmasının sebebi ne peki a piçler? Ne mi? BEN BURDAYIM demek. Kendi yaptıklarını insanlara göstermek. Ve… BAŞKALARINA BAKMAK. “Hizada mıyım?” diye. Bundan seneler önce fotoğrafçı bir genç kız vardı deviantart ortamlarında. Ünlü. Ve bu kız bir şeyler yapardı, diğer kızlar onun izinden giderdi. Kim olduğunu anlayan anlamıştır. ÜZERİ YAZILI PROFİL FOTOĞRAFLARINIZ… Yıllar önce de vardı zaten. Ve siz o akıma dahil olmak istediniz. Kimizinin hoşuna gitti. Kiminizin hoşuna gitti ama çok geç kaldığı için utandı. Taşağına yaptı. Ama yaptı. Neden? This is how we roll.

RAKKKKINNN KOKAAAAAAAAA gidiyor muyuz gençler?!?! Bak oradaki fotoğraf çok iyidir mesela. Oradaki insanlar birbirine çok yönden benzer, bir o kadar da ayrıdırlar. Mesela onlar orada eğlenirken, ülkede şehitler verilir. Ama bunu düşünmek istemezler. Çünkü oraya eğlenmeye gitmişlerdir. Zaten çoğu da savaşı, kavgayı sevmez.

Burada aç parantez şehit nedir; “Kutsal bir ülkü veya inanç uğrunda ölen kimse” -tdk.gov.tr; kapa parantez.

E tamam o zaman. Üzülmek ya da ilgilenmek zorunda değil ki bu insanlar. Kutsalımız tutmuyor olabilir. Din desen, zaten dinden soğudular. Türkiyedeki inanılmaz hızlı ateistleşme sürecinin farkında mısınız? Eğitimimiz arttığı için mi oldu bu? Hayır. Gelişmiş olarak baktığınız milletlerin ne kadar bağnaz olduklarının farkında mısınız? Başka ülkeye savaş açıp "Bana bu görevi tanrı verdi." diyen bir başkan mesela. Çok gelişmiş Amerika çölde binlerce şehit verirken bu ülke ateist olmadı da biz nasıl bu kadar hızlı ateist oluyoruz?

Hadi dini geçelim.

Ülke de kutsal olmayabilir bu insanlardan bazıları için. Buna kaç kere şahit oldum. İnanamadım. Ben naif bir insanım kesinlikle. O yüzden inanamıyorum böyle. Çok safım. Adam, internette çeşitli bir platformda şunları söyleyebiliyor;

-Bu ülkede yaşamaya utanıyorum.
-X yerden dönünce İstanbul kesmedi.
-Dinlediğim müziklerden ne kadar yanlış bir ülkede doğduğum anlaşılıyor.

Yarrağım…

Sana yetemediği için çok üzülüyor bu ülke. İnan çok çalışıyoruz. İlkokullara bedava Sigur Ros albüm seti dağıtılacak bu sene yeter ki senin seviyene erişebilelim ve biz de yabancı yarrağının o doyulmaz tadına varalım. Sanki küçüklüğünde yerli pop dinleyip zıplayan bu piç değildi.

Hadi ülkeyi de geçtim.

Bu şehit dediğimiz çocuklar; işte sen, ben bir de arkadaşlar. Bunlar oraya gönüllü mü gidiyor lan? Sen rakın koka gönüllü gidip eğlenirken, bu adamlar emir alıyor, teğeye konuşlanıyor, yanarak ölüyor. Ülkeyi, dini, bayrağı koruyacağız diye. Bayrağın renklerini bilirsin koka kolayla aynı. Koka kolayı ters çevirince Allah yazıyor hadi onu da çözdün. Hani ülke dediğimiz kanla sınırları çizilen yer var ya. Bu adamlar o sınırların üstünü çiziyor kendi kanlarıyla. Sen konserlerde omzuna kız kaldırıp, elinle terini silerken. Ve asıl olay nerede biliyor musun? Bunlar oraya gönüllü gidiyor. Ölmeye. Anneleri babaları şunu diyor. Sırada küçüğü var askere gidecek. Vatan sağolsun. Elitsin ama sen. Nişanlının askerden dönmesini değil fakbadinin erasmustan dönmesini beklersin.

E hadi bunu da geçelim. Olan olmuş bir kere. Teröre lanet. Her şeye rağmen yaşama devam. O da nasıl bir mantıksa amk… Hiç bir şey olmamış gibi davranalım. Ölü takliti yapalım belki giderler. Hiçbir şey olmadı tabi. Yanarak ölen sen değildin. Takıl rölantide.

Benim anlamadığım… Hadi diğerlerini de anlamadım da… Artık burnumun kanadığı yer; Amy Winehouse ölünce neden yeri göğü inlettiniz a piçler? Onu bu kadar özel kılan neydi?

Ben kimseye bir fikir aşılamaya çalışmıyorum. Hatta kimse kimseyle aynı fikirde olmasın. Ama o amına koyduğumun televizyonları, gazeteleri bırakılsın artık. ONLARIN YARISI AYNI ADAMIN LAN. Diğer yarısı da başka adamın. Seçmek zorunda değilsiniz. Uzaklaşın tamamen.

Bazen şunu düşlüyorum, insanlar düşünsün. Ama herkes. Ha doğru, ha yanlış. Bunu yapsınlar. Ben doğru mu konuşuyorum? Bilmem. Ama bu dediklerim benden çıktı. Elçilik yapmadım yani. Körü körüne hiçbir şeye bağlanmayın. İnanan dinini, güvenen dayandığı duvarı sorgulasın. Düşünmenin çıkış noktası budur zaten. “Başka nasıl olabilir?” şüphesi. Ben de bunu düşünüyorum bazen.

Blogun sikik tarzından aykırı bu sikik yazının asıl sebebinin şu haber olduğunu ise asla bilemeyeceksiniz. http://www.bbc.co.uk/news/uk-politics-14306544

Yanıtlarsanız, hoşuma gider. Buton çıkmazsa submit yapın, bazılarını yayınlayabilirim.

Merhaba İnternetler!

Paranın amına koyuyorlar.

Binlerce hayranları var, sevenleri var.

Koko da koko, koko da koko.

Doz aşımından ölüyorlar.

Yine biz üzülüyoruz amına koyayım.

Biz her şeye üzülüyoruz.

Çoğunuza ters gelen şeyler yazıyorum bazen. Olay orada değil ama. Kadın öldü. Allah rahmet eylesin. Huzur içinde yatsın. Olay bizde.
Ha, kadın öldü artık sanatından yararlanamayacağız diye üzülüyorsanız eğer, kendinize üzülüyorsunuz demektir. O zaman siz beni de geçtiniz bazı konularda. 

Bunun bir önceki örneğini de Radiohead yeni albüm yaptık diye kıytırık sample’ları loop’a alıp bize satarken yaşamıştık. Ben yine ters konuşmuştum. Bu konuyu sonra daha detaylı inceleme fırsatımız olur umarım.

Bazen çıkıp ters ters konuşurum. Sırf konuşmuş olmak için.

berkay yüzünden edit:

╔══════╗
║ o-<—-< ║
╚══════╝ uyan amyyy

BEN BURDAYIM, SEN NERDESİN

Sabah kalktığımda ülkede kimse yoktu. Uyku sersemi kendime iki tane tost bastım. Dilimlenmiş kaşar kullanıyorum ben. Daha pahalı ama. Dilimlenmiş olduğu için daha pahalı. Dilimlenmemiş olanı daha ucuz. Tost ekmekleri. İçine de ketçap ya da domates suyu. Dünyanın en kolay tostu.

Sabah kalktığımda ülkede kimse olmayınca yalnız kahvaltı ettim. İki tane tost basmamın nedeni buydu. Ülkede birileri olsaydı, her birine ikişer tost daha basardım. Param dilimlenmiş kaşar almaya yettiği kadar. Ve tost ekmeği. Domates suyuyla ketçap o kadar önemli değil.

Sabah kalktığımda ülkede kimse olmayınca çok sıkıldım. Nereye gittiklerini merak ettim. Belki komşuya kadar gitmişlerdir. Haritayı açıp komşu ülkelere baktım. Hepsini teker teker aradım. Bizdekiler sizde mi? İstediğim cevabı alamadım. Belki alışveriş yapmaya gitmişlerdir. İnternete bağlanıp alışveriş merkezlerine baktım. Hepsini teker teker aradım. Robot kadın çıktı. Kapattım. Belki beni yalnız bırakıp gitmişlerdir. Hafızamı açıp beni bırakınca gittikleri yerlere baktım. Hepsini teker teker aradım. Meşgul çaldı. Kapattım.

Sabah kalktığımda ülkede kimse olmayınca, bütün gün ülkeden çıkamadım. Ülkenin anahtarını ülkede unutmuşlardı. Ben dışardayken gelebilme olasılıklarına karşın ülkede kalmalıydım. Hem kimse olmazsa, hırsız da girebilirdi. Hırsızlar ülkede biri olup olmadığını düzenli olarak kontrol eder ve bunu herkes bilir.

Sabah kalktığımda ülkede kimse olmayınca, yeni bir ülke kurdum. Yeni ülkede de kimse yoktu. Tek başıma öldüm. Olması gerektiği gibi. Cenaze işlerini aradım. Çok yardımcı oldular. Kapattım.